Fanilerin aşkında bekâ yoktur.
Çünkü bu aşk tendedir.
Bâki olan aşk cânde ve gönüldedir.
Her an goncedan da tür ü tâzedir.
Bâki olanın aşkını tercih et ki;
O daim ve bâkidir.
Câna cân katan bâde-i aşkın sâkisidir"
Yaman Dede
Gece ve korku. Gece ve hasta. Gece ve ıztırap. Ah, siyah! Burada bir uyumayan var, şurada da ve orada. Onlar ki fecir vaktinin ilk iplikleri geceye döküldüğü anda bir kavak ağacının rüzgarına kulak verip yorgun bakışlarını gökyüzüne çevirirler ve birbirlerini tanırlar. Belli ki gecenin karanlığında gök yüzüne doğru döşenen kandil basamakları acıyla çıkılıyor. Acının olduğu yerde gaflet yokve acı müdahil. O kadar ki gecenin sırrına vakıf olanlar mutlu uyuyanlar değil mutsuz uyanıklar. Gecenin sırrı kapılarını ancak acı çeken kalplere açıyor. Bu yüzden geceler uykudan çok uyanıklık taşıyor.
Mevlana'nın, sahifelerini aşkların en ilahisine açtığı Divan-ı Kebir'inde, sık sık "uykusuzluğa güzelleme"de bulunması beyhude değil:
Öyle ki, "Aşkı olana nerden uyku gelir", Sevme davasına girişip de geceyi uyku ile geçirenin davası yalandır". Gayb güzelinin duvağı olan geceyi seyre dalan, artık uyku istemez, uykudan kaçar. "Bütün güzellerin cilvelendiği zaman gecedir.
Fakat uyuyan duyamaz bunu". Halk uyur gider, aşıklar bütün gece sevgiliyle söyleşir. Bir gececik uyumasa aşık, ölümsüzlük definesinin yüz göstermesi işten bile değildir.
Sevgili "uyku dağıtan" makamında, "Bu gece sana uyku yok", öyle diyor. "Madem ki sevgili uyanık kalmamızı istiyor", o halde pek ala. Zaten onun, aldığının karşılığını vermediğini iddia etmek de doğru olmaz: "O Ay, geceleri uykumu çaldı götürdü amma vuslat bağışladı, uyanık bir baht verdi bana".
Öyleyse "Haydi uyuma!".
Suyun sesi geliyor sense uykulardasın, haydi uyuma!
Kara taş üzerinde yürüyen kara karıncanın fark edilmediği bir karanlığın koynunda, uyuyanla uyumayan arasındaki farkta aşikar olan ne?
Yitiren değil bulduran bir uykusuzluğun yakazasında neler var?
Her ne kadar alışıldık şair tavrı, gecenin itibarını kandillerin doğurduğu aydınlıkla tenasüb ederek yorumlasa da, gecenin kıymeti kendi karanlığında boğulmasındandır. Gece görünenin sonu, görünmeyenin başlangıcıdır çünkü. Bitiş ile başlangıç, yoklukla varlık, ölümle doğum, veda ile Bismillah, hepsi gecede saklı. Yakup şafağa kadar boğuşur ve ancak şafakta kutsanır. Yıldızların aydınlığı
gecenin karanlığındandır. İmranoğlu Musa nuru gündüz değil gece görür. Gel, sesini geceleyin kendisine doğru yürüdüğü ağaçtan alır.
Ve değil mi ki Mirac herkes uykuda olduğu andadır.
Suyun sesi geliyor sense uykulardasın, haydi uyuma!
bahargibi teşekkür ederim...güzelliği görebilen gözlere sahip olmak ne yüce bir güzellik :)
****
birparçaözgürlük teşekkür ederim paylaştığın kıymetli şiirin için...
sevgili aktabgil sizede yazdığınız ve yazacağınız yorumlar için şimdiden teşşekkür etmek isterim.
*****
İyimser kardeşim ,amin....gönlün gözüne görüne inş. gecelerde:)
*****
bu yangın uyandırır be h2so4 ..inş.:) hoşgeldiniz
Ne kadar da güzel ifade etmiş mübarek,ne kadar güzel satırlar...
Gönlün gözüne görüne ye can gecelerde...
Bul canı beka ol ana mihman gecelerde...
"Kendini bilen Rabbi'ni bilir"...
Kişinin kendini bilmesi için önce kendi içine yönelmesi,zahirde görülmeyen 'kendi'siyle vakit geçirmesi,ona kulak vermesi,onu anlamaya çalışması,dışarıyla olan bağlantılarını kesmesi gerekir...
Ve bu gündüzün kargaşası,gürültüsü,hayat telaşesi içinde çok zordur.Zira göze takılan her görüntü,kulağa çarpan her ses insanın kendisiyle olan bağlantısını koparan uyarıcılardır...
Oysa gece farklıdır...
Gece sessizdir,gece insanı kendisiyle buluşturur,
ister istemez insan daha farklı şeyler düşünmeye başlar gecenin o büyüsüne kapılıp...
Kendini düşünür,ne olduğunu,neden var olduğunu,nerden gelip nereye gittiğini,nelere gücünün yettiğini...
Ve herşeyin üstünde en büyük kudret sahibi olan o Yaratıcı'yı düşünür...
O'nu düşünür,O'nunla ünsiyet kurar...
Gönül kasrına O Sultan'ın nüzül ettiğini o güzel gecelerde anlar ancak...
Ama önce kendini bilmek gerek...
Gecelerin feyzinden bereketlenip ol sultanı gönül hanemizde misafir edebilme duasıyla...
En Emin'e emanetsiniz efendim...
aşk oduna düşeli gündüzlerimiz geceoldu zaten bad ı sabanın tadı kaldı mahzun dimağımızda aşkın güneşi gözümüz kararrtı gecenin yıldızları ile görüyoruz yar i gecelerde bulanlar gece ile hemhal olurlar üstadın dediği gibi gündüzler sizin olsun örtün üstüme örtün serin karanlıkları yorum yazmayı öğrendim yazarım atık inşaallah gece tadında vuslat şafağında buluşmak ümidyle iyi geceler sa
Katran gibi kara gecelerden ilahi ışıklar süzdürebilmek duasıyla....
Emelim ellerine sağlık. Bir inci daha bulup çıkarmışsın, aşikar etmişsin gözlerimize. Sağol varol.