Fanilerin aşkında bekâ yoktur.
Çünkü bu aşk tendedir.
Bâki olan aşk cânde ve gönüldedir.
Her an goncedan da tür ü tâzedir.
Bâki olanın aşkını tercih et ki;
O daim ve bâkidir.
Câna cân katan bâde-i aşkın sâkisidir"
Yaman Dede
"Kokuya ve onun sırlarına dair bilgim her gün artarken, bütün ruhların, bu arada Adem'in bile ruhunun yaratılmasından önce, mutlak bir Habercinin ruhunun yaratıldığını anlattı Nihade. Bu Peygamberi ruhun öyle bir ısı ve parlaklık taşıdığını ki dayanamayarak terlemeye başladığını. Her şeyi yaratan Rabb'in yere dökülen bu ter damlacıklarından gülün ruhunu yarattığını.
Bu yüzden evren kendisi için yaratılan Peygamber ete kemiğe büründüğünde, yürürken kendisinden gülün ruhunun kokusu geldiğini ve dahi bu kokunun gülden Peygamber terine değil, Peygamber terinden gülün ruhuna ödünç verildiğini.
Ezeli ruhu taşıyıcı bulunan ve bütün kokuların anası olan Peygamberi terden yaratıldığı için gülün kendisine bakanda tanışıklık duygusu ve bir hatıra uyandırdığını, aynı anda dokunma ve gülümseme arzusu verdiğini. Ondan öğrendim..."
Bu sayfada bana anımsatılanlar bunlar.
Yine Nazan Bekiroğlu... Bu kez İsimle Ateş Arasında kitabından...
Esen Kalınız!
yarin dilinden duydum 'gül yüreklim' diye.
solma ey gül, solma
seni yüreklere sevda edinen var
gözyaşına rengini bulayan var
kokunu aldığı nefes eyleyen var
ve yar
gül yüreğimde,buyur gel gülistanına